ESKi DosTLaR


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Hayat

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Asi_MeLeK
TıP-KoLiK GeNç
TıP-KoLiK GeNç
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1313
Yaş : 25
Nerden : Yüreğimin götürdüğü Yerden...
Meslek : Öğrenci
Lakap : BiRaz çaTLaK ve DeLi DoLu CiMCiMe
Kayıt tarihi : 03/08/07

MesajKonu: Hayat   Çarş. Mayıs 07, 2008 3:04 pm

Bir saray, yüzler kapalı kapıları var. Bir tek kapı açılmasıyla o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez. İşte, hakaik-i imaniye (iman hakikatleri) o saraydır. Her bir delil, bir anahtardır; ispat ediyor, kapıyı açıyor. Bir tek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez. Şeytan ise, bazı esbaba (sebeplere) binaen, ya gaflet veya cehalet vasıtasıyla kapalı kalmış olan bir kapıyı gösterir; ispat edici bütün delilleri nazardan ıskat ediyor (siliyor). "İşte bu saraya girilmez. Belki saray değildir, içinde bir şey yoktur" der, kandırır.”


Hayat bizim neremizde? Dışımız bir o kadar içimiz ki ve o kadar bizden birisi ki. Hep kapıları zorladık ömrümüz boyunca ve hiç kapımızı çalan olmadı. Kapılar açılmadıkça ısrar ettik durmadan. İnatla savurduk yumruklarımızı boşluğa. Yanı başımızda bir anahtar asılı dururken, öfkemizden göremedik. Öfkemiz mantık melekelerimizin önüne geçmişti. Sonra bir dünya mazeret, bir dünya su-i zanda bulunduk. Heybemizde biriken kötülükleri temizleyecek ne zaman ne de imkân bulabildik…


“Vurmak, hakikatte kötü huyadır. Kilim dövülmez, tozu dövülür. Meclis de var, zindan da. Her ikisi de lazım. Meclis ihlâs sahibi olana, zindan ham kişiye.”

Zindanı kendi evimiz bildik. Ömrümüz boyunca toz ve tüyle cebelleştik. İçimizde dev gibi büyüyen umutlarımız hafifçe uçtu elimizden. Beynimizde oluşan kara delikleri sabır, dua ve şükür adreslerine vura vura geçirdik ömrümüzü. Her isyana yönelişimizde bir kez daha döndük aynı adrese. Her döndüğümüzde bulduk acılarımızın tedavisini.

“Yarayı deşmek lazım. Deşeceğin yerde üstüne merhem korsan pisliği kökleştirmiş olursun. Yaranın altındaki eti yer. Yarı faydası olsa elli tane ziyanı olur.”

Hep pansuman tedavileriyle heba ettik vakitlerimizi. Zaman avuçlarımızdan göçmen kuşlar gibi uçtu gitti. Hayatın içindekilere kafa yorarken çoğu zaman içimizdeki hayattan kopup gittik. İçimizdeki hayatın aslında dışımızdan bir farkı yoktu. Dışımızda olanlar içimize formatlanmıştı. Kodları bulmak hayli zaman aldı. Hayli zaman uğraştık şifrelerle. En sonunda devrin en büyük buluşuyla uyandık bir sabaha. Hayat bir gecelik düştü sadece ve hayat tarlalara eğe kemiğinden tohum ekmekti. Biz atın terkisinde düş uykusunda seyrüsefer eylerken burağın heybesinde sevinç naraları düşlemiştik. Düş uykusu belleklerimizde bir karineydi…


“Bir terazinin her kefesine birer dağ konulsa ve dengelense, bir batman ağırlık o iki dağ ile oynayabilir, yukarı kaldırıp, aşağı indirebilir.”


Öyle de oldu. Hep terazinin bize bakan yanı yukarıda kaldı. “Sözde ağır pahada hafif” şeylerle uğraştık. Hafifleştikçe alçaldığımızı hissedemedik. Hayatı yorumlamaktan ve tanımaktan uzak ve aciz, denge edebiyatı ürettik. Azar azar her iki tarafı da idare ettik. Aslında eridik ve farkedemedik. Buzullarımız yavaş yavaş erirken küresel bir felakete doğru yelken açtığımızı göremedik. Küresel felaketin küresel bir tükeniş olduğu anlayamadık. Yolun da tam ortasında bir aysberge çarpana kadar devam etti bu aymazlığımız. Sonra uyandık. Tam da zamanında. Az daha ateşe odun olmak üzereydik. Az daha bir ömür boyu sevgiliyle buluşma anını elimizden kaçıracaktık.


“İnsan hem mermerdir, hem de onu yontacak heykeltraş.” diyor Alexis Carrel. Gerçek şekli (karakter) almak için vurulan her çekiç darbesinde kıvılcımlar çıksa da, aslında bu kıvılcımlara razı olmak, daha güzel şekli vermeyi kolaylaştırır. Vurulan çekiç darbeleri aslında kendi hazinemize iniyor. Kazanmak bu darbelere katlanmak gayretinde gizlidir. “Rabbimden büyük hediye” diyebilmektir kazanmak. Suya değil, mermere yazmaktır, kalıcı olmaktır kazanmak. Eğer hedef kazanmaksa sonuna kadar mücadele etmeliyiz hayatla ve içindekilerle. Hem dünyamız hem ukbamız için. Hala kollar sıvanmamışsa beyinlere büyük değişimin nüveleri atılmamış demektir. Başarmak isteyen girdiği yolu dönüşü imkânsız hale getirmelidir. Haydin ya Allah…

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskidostlar.forumr.net
NullMasTer_Boy
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 341
Yaş : 26
Nerden : Knight OnLiNe~~HaYaT OFLiNe
Meslek : Ögrenci
Lakap : :S:S:S::S
Kayıt tarihi : 05/05/08

MesajKonu: Geri: Hayat   Paz Mayıs 11, 2008 4:46 pm

ty for paylaşım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
KnighT
Aktif Üye
Aktif Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 121
Yaş : 27
Nerden : Bizim Rahat Edemediğimiz Yerde Kimse İstraat Edmez!!! byKoZBeX
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: Geri: Hayat   Salı Mayıs 13, 2008 8:49 pm

salasın güzel!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hayat   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hayat
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Norveç'te Yaşam ve Norveçliler
» Hakan Şükürün Hayatı
» ÜREME VE ÇEŞİTLERİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ESKi DosTLaR :: |-EğLeNCe BöLüMü-| :: HaYaTa DaiR-
Buraya geçin: