ESKi DosTLaR


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Mehmet Akif ERSOY

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Asi_MeLeK
TıP-KoLiK GeNç
TıP-KoLiK GeNç
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1313
Yaş : 26
Nerden : Yüreğimin götürdüğü Yerden...
Meslek : Öğrenci
Lakap : BiRaz çaTLaK ve DeLi DoLu CiMCiMe
Kayıt tarihi : 03/08/07

MesajKonu: Mehmet Akif ERSOY   Ptsi Mayıs 05, 2008 3:09 pm

Mehmet Akif Ersoy


Mehmet Akif Ersoy, (d. 20 Aralık1873, İstanbul – ö. 27 Aralık1936, İstanbul). Türkşair ve düşünce adamı, Burdur Milletvekili, İstiklâl Marşı şairi olması bakımından da Millî Şair ismini almıştır.
Mehmet Akif, Hicri 1290 yılı Şevval ayında (Aralık 1873), İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde, ailesine ait evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek hicri 1290 rakamına karşılık ona Rağıyf adını verdi, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu Akif diye çağırıldı. Yalnızca babası vefatına kadar oğluna Rağıyf adıyla seslendi.
Ailesi

Mehmet Akif'in babası Fatih Medresesi müderrislerinden Mehmed Tahir Efendi (1826-1888), annesi ise Emine Cemile Hanım'dır (1836-1926). Babası öğrenim için küçük yaşlarda o dönemlerde Osmanlı'ya bağlı bir yerleşim birimi olan Arnavutluk'un İpek kazasına bağlı Şuşise köyünden İstanbul'a gelmişti. Samsun'da doğan annesi ise aslen Buharalı olan Buharalı Mehmed Efendi'nin kızı H. Emine Şerife hanımdı.
Tahir Efendi, Emine Hanım'ın ikinci eşiydi. İlk kocası ve ondan olan üç çocuğu vefat etmişti. Ailenin oturduğu Sarıgüzel'deki ev de vefat eden eşinden kalmıştı. Tahir Efendi Emine Hanımla evlendiğinde 45 yaşlarındaydı. Çiftin Akif'ten iki yıl sonra Nuriye adında bir kız çocukları olmuştu.
Medrese tahsili ve hocalığı zamanında temizliği ile tanınan Tahir Efendi'ye temiz lakabı verildi ve İpekli Temiz Tahir Efendi diye anıldı. Mehmet Akif çocukluk dönemi için


Çocukluğumda, evet, bahtiyâr idim cidden,
Harîm-i âilenin farkı yoktu cennetten




der.
Çocukluğu ve Öğrenimi

1878 yılı mart ayında Hicri hesapla 4 yıl 4 ay 4 günlük olan Akif o zamanki geleneklere uyularak Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebine başladı. Buruda iki yıla yakın bir süre devam ettikten sonra 1879 senesinin sonlarında Fatih İbtidaisi (ilkokul) geçti. Babası bu yıl kendisine Arapça öğretmeye başladı.
Akif'in babası Tahir Efendi aynı zamanda Mühürdar Emin Paşa ailesinin özel öğretmeni idi. Emin Paşanın oğullarına ders verirdi. Bu dersler kışın Bakırcılar'daki Emin Paşa Konağı'nda, yazın ise Yakacık'taki köşkte yapılıyordu. Bu sebeple Tahir efenedi yazın ailesi ile birlikte Yakacık'a gider ve köşkün bir odasına yerleşirlerdi. Akifde babasının bu derslerine katılıyor ve yazın Emin Paşanın oğulları ile arkadaşlık ediyordu.
Üç yıllık ilkokulu bitiren Akif, 1882 yılında Fatih Merkez Rüştiyesine (ortaokul) başladı. Bu sıralarda babasından aldığı Arapça dersleri devam etmekteydi. Ayrıca Fatih Camiindeki Farsça ve Gülistan, Mesnevi derslerine katılmaya başladı. Bu arada Türkçe ve ingilizce öğrenimi devam etmekteydi.

Akif'in okulunu tamamlaması aile içinde görüş ayrılığına yol açtı. Annesi Emine Şerife Hanım medresede tahsiline devam etmesini istirken babası Tahir Efendi ise medresede okuyacağı şeyleri, oğluna kendisinin de öğretebileceğini ileri sürüyor, yeni açılan ve revaçta olan okullardan birine gitmesini istiyordu.
Sonunda babasının dediği olur. Ancak Tahir Efendi okul ve meslek tercihini oğluna bırakır. Akif dönemin en gözde okullarından biri olan Mülkiye'yi tercih etti. Mülkiye'nin İdadi (lise) bölümünde üç sene okuduktan sonra diplomasını alan Akif yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene süre sonra babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye'ye gündüzlü olarak devam etmesi imkânsız hâle geldi. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan Mülkiye'nin Baytar Mektebi'ne (Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi) yatılı öğrenci olarak geçti.
Şiire ilgisi bu dönemde başladı ve ilk eserlerin dönemin yaygın kanaatlerinin izlerini yansıtan şiirler ve divan şiirlerine nazireler şeklindedir.
22 Aralık1893'te okuldan birincilikle mezun oldu ve 26 Aralık’ta Orman ve Ma’adin ve Ziraat Nezare’Baytar Müfettiş Muavini olarak tayin edildi.
Akif'in görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde görev yaptı. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde son derece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonraki seyahatler Akif'in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışını temellendirir.
Mezuniyetinden 6 gün sonra 28 Aralık1893’te ilk eseri olan 7 beyitlik gazeli Servet-i Fünun'da yayınlanır. Bu arada çocuk yaşlarda başladığı hafızlık (Kur'an-ı Kerim'i ezberleme) çalışmalarını tamamlar ve hafız olur.
1 Eylül1898'de yani 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlendi.
Akif'in bu yıllarda Maarif dergisinde, Resimli Gazete'de şiir yazıları ile Arapça, Farsça ve Fransızca'dan yaptığı çevrileri yayınlandı. 7 Ekim1906’da mevcut görevine ek olarak Halkalı Ziraat Mektebi'ne Kitabet-i Resmiye Muallimi ve 25 Ağustos1907’de Çiftlik Makinist Okulu’na Türkçe Öğretmeni olarak atanır. 3 Temmuz1908'de yani İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği zamanlarda Akif, İstanbul'da Umur-i Baytariye Dairesi Müdür Muavini'dir.
1908'de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.
Mehmet Akif Osmanlı'nın son dönemlerinde yetişmiş olan en önemli İslami uyanışçı düşünürlerden biri idi. Eşref Edip ile birlikte Sebilüreşad ve Sıratımüstakim dergilerinde faaliyet gösterdi. İstanbul'a gelmesi sonrasında Cemaleddin Afgani ile ilişki kurdu ve Afgani'nin uyanışçı ekolünün bir temsilcisi oldu.
Cumhuriyet'in batıcı laik kadroların eline geçmesi sonrasında diğer İslamcı düşünürler ile birlikte baskı altında kalan Mehmet Akif Mısır'a gitmek zorunda kaldı. Ömrünün son yıllarını vatanına hasret tehcirde geçirdi.
Mehmet Akif Ersoy 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da 63 yaşında vefat etmiştir. "Ben de Peygamberimiz gibi 63 yaşında ölüyorum. Bunun için çok mutluyum!"[kaynak belirtilmeli] diyerek inancının kudretini belli etmiştir. Mezarı İstanbul Edirnekapı Şehitliği'ndedir.
Eserleri

Safahat1911
Süleymaniye Kürsüsünde 1911
Hakkın Sesleri1912
Fatih Kürsüsünde1913
Hatıralar1917
Asım1919
İstiklâl Marşı1921 (Şair bu eserin kendisine değil, Türk milletine ait olduğunu belirterek, onu Safahat'a dahil etmemiştir.)
Gölgeler1933
Servet-i Fünun

Servet-i Fünun topluluğu II.Abdulhamit'in istibdat döneminde baskının, hürriyetsizliğin şiddetle hissedildiği bir zaman diliminde kurulur ve yine bu dönemde faaliyetlerine son verilir.
Servet-i Fünun, 1891'de yayımlanmaya başlayan bir fen dergisidir. Ancak Recaizade Mahmut Ekrem, bu dergiyi neşreden, aynı zamanda eski bir öğrencisi olan Ahmet İhsan'ı Servet-i Fünun dergisinin bir edebiyat haline getirmeye ikna eder ve ilk iş olarak Tevfik Fikret'i derginin yazı işleri sorumlusu yapar. Sonraları Halit Ziya Uşaklıgil ve Cenap Şahabettin gibi önemli isimler de dergiye katılacaktır. Böylelikle kurulan bu dergi etrafında toplanan birçok sanatçının ortak anlayışlar çerçevesinde eser vermesiyle Servet-i Fünun edebiyatı oluşmuş ve faaliyete geçmiş olur. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın'ın Fransızcadan çevirdiği "Edebiyat ve Hukuk" başlıklı bir makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış, dolayısıyla Servet-i Fünun topluluğunun da faaliyetleri de son bulmuştur.
II.Abdulhamit döneminde yaşanan siyasal ve sosyal olaylar, yine bu devrin baskıcı yönetim anlayışı Servet-i Fünuncuların edebiyat anlayışlarına da tesir etmiştir. Bu sebepledir ki bu dönem edebiyatı karamsar, içe dönük, bireyin iç dünyasına yönelik, hayal ve hakikat arasına sıkışmış bir tablo çizmiştir. Bununla birlikte Servet-i Fünuncularda kaçış teması sıkça işlenmiştir. Bunun en açık ifadesi, bu topluluğa mensup sanatçıların Yeni Zellanda'ya ya da Manisa'da bir çiftliğe yerleşme düşüncesindedir.
Yukarıda sıralanan etkenlerden dolayı Servet-i Fünun edebiyatı kırılgan, hassas, duygusal bir yapıya sahiptir ve bu yapı verilen tüm eserlerde kendisini göstermiştir. Dolayısıyla duygularını eserine yansıtmak isteyen Servet-i Fünun sanatçısı kendini ifade aracı olarak gördüğü dili, zenginleştirme çabasına girer. Bunun yansıması olarak bu dönemde Arapça, Farsça ve Fransızcadan çok sayıda sözcüğün dilimize girdiği görülür. Yani Tanzimatta görülen dilin sadeleşmesi çabaları Servet-i Fünun'da son bulmuştur.
"Sanat, sanat içindir." düşüncesine bağlı kalan Servet-i Fünuncular, Fransız edebiyatından fazlasıyla etkilenmişlerdir. Bu dönemde Fransız şair ve yazarların eserleri Türkçeye çevrilmiş ve bu dönem sanatçılarınca örnek alınmıştır. Şiirde parnasizmin, nesirde ise realizmin etkilerini açıkça görmek mümkündür. Ancak, kısmen de olsa, sembolizm de şiirlerde kendini gösterir. Servet-i Fünun eserlerinde görülen anlam kapalılığının da bundan kaynaklandığı söylenebilir.
Servet-i Fünun edebiyatının, modern Türk edebiyatının olgunlaşması noktasında çok önemli bir kilometre taşı olduğu söylenebilir. Bu dönemde edebiyatımız her yönüyle Avrulpalı bir görünüm içine girer, Tanzimat'ta ilk kez denenen Batı kaynaklı edebiyat türlerin olgun ve kusursuz örnekleri verilir. Sanat, halkı bilinçlendirmek için kullanlılan bir araç olmaktan çıkar ve duyguların, hassasiyetlerin estetik bir yansıması haline dönüşür.

Servet-i Fünun dönemi sanatçıları: Şiirde: Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin Nesirde: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın Bağımsızlar: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Mehmet Akif Ersoy

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskidostlar.forumr.net
NullMasTer_Boy
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 341
Yaş : 27
Nerden : Knight OnLiNe~~HaYaT OFLiNe
Meslek : Ögrenci
Lakap : :S:S:S::S
Kayıt tarihi : 05/05/08

MesajKonu: Geri: Mehmet Akif ERSOY   Paz Mayıs 11, 2008 4:34 pm

saol sayende edebiyatım uctu:)) tabi çogunu okumadan geçiyom o ayrı konu:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Asi_MeLeK
TıP-KoLiK GeNç
TıP-KoLiK GeNç
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1313
Yaş : 26
Nerden : Yüreğimin götürdüğü Yerden...
Meslek : Öğrenci
Lakap : BiRaz çaTLaK ve DeLi DoLu CiMCiMe
Kayıt tarihi : 03/08/07

MesajKonu: Geri: Mehmet Akif ERSOY   Ptsi Mayıs 12, 2008 8:51 am

Eeee isteyen buradan araştırsın konusunu işte...

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskidostlar.forumr.net
NullMasTer_Boy
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
SiTeMiZiN LoRd_KaRizMaSı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 341
Yaş : 27
Nerden : Knight OnLiNe~~HaYaT OFLiNe
Meslek : Ögrenci
Lakap : :S:S:S::S
Kayıt tarihi : 05/05/08

MesajKonu: Geri: Mehmet Akif ERSOY   Ptsi Mayıs 12, 2008 8:58 am

tm bakarım belki:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Mehmet Akif ERSOY
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Mehmet HOROZOĞLU VE KIZI
» MEHMET ÇETİN TÜRKÜLERİ 2010
» kavalalı mehmet ali paşa
» Diva Bülent Ersoy Kimliği
» İskender kebap(bursa)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ESKi DosTLaR :: |-KüLTüR-| :: BiLiM aDaMLaRı ve YaZaRLaR-
Buraya geçin: